GARK
“Ulaşmıyor anne, hiçbiri karşıya ulaşmıyor.” D izlerinin dibinde duran kızının ağzından dökülen tek sözler bunlard ı . Güleser , kızının uzun saçlarını bir elmas tutar gibi hassasiyetle tutuyor, her telini ayrı ayrı sever ek tarıyordu. Örmek için ayırdığı üç tutam arasında derin düşüncelere dal ıyordu . E llerinde tuttuğu , bir bayram sabahı, aynı yerde aynı şekilde tarayıp ördüğü kömür karası saçlardı . Saç aynı saç, divan aynı divan, tarak aynı tarak tı. Peki ya Fidan? Fidan aynı Fidan mıydı? Güleser aynı Güleser olabilir miydi? Zaman mı değiştirdi bizi, yaşananlar mı? Yoksa ikisi bir olup, biri kolumuzdan, diğeri bacağımızdan tutup da bu derin kuyuya mı attılar ? Kızının kara saçlar ına dolan an düşüncelerinden çırpınsa da çıkamıyord u . Bilinçsizce kurduğu cümle dünyasına dönmeye yardımcı ol muştu . “Ulaşacak kızım, hiç ulaşmaz olur mu?” Neyi ne için teselli ettiğini bilmeden ...