Kayıtlar

Nisan, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GÜNEŞSİZ EVİN DUVARLARI

İkindi ışıkları evi terk etmeye başlamış, karanlık bir gölge tüm eşyaları teslim almıştı. Son birkaç aydır yaşadıklarıyla bütünleşen bu karartı katmerli bir siyahlık oluşturuyordu evin duvarlarında. Eşyaların cansız olduğunu kim söyledi? Evin diğer bireyleri gibi, onlar da nasiplenmişti bu karartıdan. Hemen karşıda fiskos üzerinde  duran kırıştırılmış  dantel bayram gününde farklı görünüyordu, ş u günlerde  bambaşka. Dantel ağladı ağlayacak,  yorgundu. En az duvarlar kadar. En az küçük bedeniyle koca dertleri sırtlamış Berat kadar. Berat, yaşı boyundan, olgunluğu kara gözlerinden okunurdu. Boyundan büyük işlere kalkışıyordu son zamanlarda. Bunu haylazlık olarak yapsa ne ala. Boyundan büyük işler her sabah gözünü açtığında ilaçlarla dolu bir sehpadan bakıyordu gözlerinin içine. İlaçlar… Ondan daha dört yıl önce annesini alan ilaçlar bunlar. Ne açgözlü ilaçlarmış ki bunlar, doymamışlardı yine birini almak istiyorlardı. Sehpa üzerinde bir sürahi, bitmiş ilaç kutuları...

KA PA TI YO RUZ

OKURUMUZ OLMADIĞI İÇİN ZARARINA SATIŞLARIMIZ BAŞLAMIŞTIR.

ÇOCUKLUĞUM

Bir insan uyurken, uyanıkken, yürürken, konuşurken daima ıstırap halinde olabilir miydi? Olabilirdi elbet. Acı, kalbi bir sarmaşık gibi sarınca yürüyen, konuşan bir yaradan ibaret olabilirdi insan pek tabi. Yeter ki tohum bir kere düşmeye görsündü yüreğe. Yeşerir büyür içine alırdı kişiyi. İşte tam olarak böyle almıştı onu da içine acı. Sarıp sarmalamıştı baştan ayağa. Adını soranlara Mustafa dese de biliyordu adının da acıdan ibaret olduğunu. Volta attığı avluda düşünür dururdu. Ellerini arkasında birleştirip salladığı tesbih, düşüncelerinin hararetine göre döner dururdu parmak uçları arasında. Tesbih taneleri kadar iriydi düşünceleri. Tesbih taneleri gibi ipe dizilmiş dertlerini birer birer çekerdi. Her adımda çocukluğu belirirdi gözlerinin önünde.  İnsan bir köşe başında ağlarken gördüğü çocukluğunu tutup kaldırmak istiyor. Sırtında gezdirmek, yaralarını sarmak istiyor. Uzatıyor elini ulaşamıyor. Ne inatçıdır ki insanın çocukluğu gece ayazında oturup bir köşede ağlamak istiyor. ...