GÜNEŞSİZ EVİN DUVARLARI
İkindi ışıkları evi terk etmeye başlamış, karanlık bir gölge tüm eşyaları teslim almıştı. Son birkaç aydır yaşadıklarıyla bütünleşen bu karartı katmerli bir siyahlık oluşturuyordu evin duvarlarında. Eşyaların cansız olduğunu kim söyledi? Evin diğer bireyleri gibi, onlar da nasiplenmişti bu karartıdan. Hemen karşıda fiskos üzerinde duran kırıştırılmış dantel bayram gününde farklı görünüyordu, ş u günlerde bambaşka. Dantel ağladı ağlayacak, yorgundu. En az duvarlar kadar. En az küçük bedeniyle koca dertleri sırtlamış Berat kadar. Berat, yaşı boyundan, olgunluğu kara gözlerinden okunurdu. Boyundan büyük işlere kalkışıyordu son zamanlarda. Bunu haylazlık olarak yapsa ne ala. Boyundan büyük işler her sabah gözünü açtığında ilaçlarla dolu bir sehpadan bakıyordu gözlerinin içine. İlaçlar… Ondan daha dört yıl önce annesini alan ilaçlar bunlar. Ne açgözlü ilaçlarmış ki bunlar, doymamışlardı yine birini almak istiyorlardı. Sehpa üzerinde bir sürahi, bitmiş ilaç kutuları...