Kayıtlar

Nisan, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HAMARAT ANNELERİN TEMBEL KIZLARI

Hamarat annelerin tembel kızları… tesadüf olamayacak kadar kalabalık ve aynı kuşağa denk gelen hamarat annelerin tembel kızlarından biri olarak ben yemek yapmayı birkaç yıl önce öğrendim. Öğrendim dediysem de mercimek çorbasını uygulamadan video izleyerek yapmak öğrenmek sayılıyorsa, sayılıyor muhakkak aramızda bunu yapamayanlar da var, bir şekilde öğrendim. Yıllarca kadın ortamlarında annemin “bizimki bilmez, o hiç yapamaz “ sözlerine maruz kaldım. Bundan on yıl önce bu sözlerin bir kıyas, kaybedilmiş bir yarış olduğunu sanırdım. Sonra durdum ve etrafıma baktım. Bazılarımız çok hamarat bazılarımız yumurta bile kıramayacak seviyedeydi. Bu alakasız denklemin bi mantığı muhakkak vardı. Yıllar geçtikçe gördüm. Yirmi kişiye kesintisiz servis yapabilme yeteneği ve çamaşırları jilet gibi katlama kabiliyetiyle ortamlarda övülen yaşıtlarımın lise biter bitmez evlendirilmesiyle işi anlamlandırmaya başladım. Bu bir ali cengiz oyunuydu. Hayatına hiçbir şekilde yön veremeyen hamarat annelerin kızl...

BURNUMA KÖTÜ KOKULAR GELİYOR

  Birbirinin aynısı olarak tekrar eden günlerden bir gün, her sabah bir öncekinin yığıntısını üzerine katarak ilerleyen bir bezginlikle uyandım. Bu kez daha bezgindim çünkü burnuma berbat bi koku geliyordu. Güne güzel başlamak gibi bir alışkanlığı olmayan kimse için biraz fazla kötü başlangıçtı bu. Öyle ya da böyle başlayan her şey gibi o gün de durdurulamaz ve geri döndürülemezdi. Koridorda ilerledikçe burnuma gelen koku gitgide artıyordu. En sonunda mutfağa ulaştım. Dün gece atmayı unuttuğum çöpün tüm evi kokuttuğunu görünce, ferahlasam mı üzülsem mi bilemedim. Oh neyse sadece çöp kokuyormuş diyemedim çünkü artık kokan şey yalnızca çöp değildi. Ev berabat oldu her yer çöp diyemedim, kokuya sebep olan şey sadece çöptü. Toplumsal olarak çürüyen ve kokan her şeyin bütünü etkilediğini, ancak bütünün de kokan şeyden ibaret olmadığını o gün anladım. Çöp koktuğu için evi terk edip gidemezdim. Evini sahiplenen herkes gibi çöpü hızla atıp evi havalandırmak en iyisiydi.  

GÜLNİHAL

  ( sahne aydınlandığında oturma odası görünümündedir. Oturma odası penceresinin önünde bir gül fidanı bulunmaktadır. Kadın 50’li yaşlarda gül fidanını suluyordur. )   KADIN- Biz anamızdan böyle gördük. Ev her an misafire hazır olmalı. Çat kapı biri mi geldi, hemen buzluktan ikramlıklar çıkartılmalı. Allah gecinden versin bir cenaze mi oldu, ev her an temiz olmalı. Hatırlarım, babaannem öldüğünde daha biz ilk şoku atlatamadan, annem “Elalem ne der kızım.” Diyerek temizliğe başlamıştı. Ne cevval kadınmış. Acımızı paylaşmaya gelenlerin bir  gözüyla  yaş dökerken diğer gözüyle evi süzdüğünü, evin temizliği, düzeni üzerinden o evin hanımına övgü ya da yergide bulunduğunu o gün öğrendim. Öğrendim ki    biz tüm kadınlar kendi ellerimizle kazdığımız bir çukurdayız. Biri hafif başını göstermeye görsün, diğerleri hemen aşağı çeker.     ( suladığı gül fidanına hüzünle bakar.)   Küçükken evimizin bahçesinde bir gül fidanı vardı. Hava ısındı mı açardı. R...

​​​ HALI PÜSKÜLLERİNİN VAR OLUŞ SANCISI

  Biz hepsinden daha kalabalığız. Çalışan kadınlardan, çalışırken rujunu tazeleyen kadınlardan, çalışan erkeklerden, işe gitmeden gömleğini eşine dikkatle ütületen erkeklerden, taksicilerden,   Uber’e   karşı çıkan taksicilerden,   Uber’e karşı çıkmakla yetinmeyip şiddetle karşı çıkan taksicilerden, simitçilerden, metrobüs kuyruklarından, güzel domatesleri en öne dizen pazarcılardan,   “Mecbur kaldım.”   diye bağıran dilencilerden, “Onaylandı, fiş ister misiniz?”   diye soran kasiyerlerden, yayaya yol veren şoförlerden, kırmızı ışıkta durmayanlardan, teki kaybolmuş çoraplardan, kirli çamaşır sepetlerinden, çıkmayan lekelerden, yüzey temizleme mendillerinden,   çatal kaşık çekmecelerinden bile daha kalabalığız. Zihninde öğrenci evi dağınıklığıyla, kendi yuvasını cetvelle ölçerek düzenleyen ev kadınları olarak. Zannederiz ki halının püsküllerini fırçayla tek tek tararsak düzelir. Sadece püsküller değil,   her şey düzelir.   Sen kimsin diye...