Kayıtlar

Mart, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KALBİMDEKİ DENİZ

  Yirmi sekiz yaşımdayım. Hayatımı ağır ağır akan bir nehiri izler gibi izliyorum. Zaman zaman bulanık, zaman zaman berrak ve Işıl Işıl… Evre evre görüyorum ömrümü… bir taştan diğerine çarparken çıkardığı sesleri dinliyorum. Bir bakıyorum ortasındayım hayatımın, üzerimde mavi bir önlük, boynumda yamulmuş beyaz yakamı düzeltiyorum, karşımda bir öğretmen, gözlerimin içine bakıyor. Kimse gözlerime böyle bakmamıştı. Böylesine geleceği görür gibi… Taa o zaman anlamıştım her cevher ustanın elinde işler. Bir cevher gibi işlemişti beni fakat çok garip, özenle eline alıp uğraşmadan yapmıştı bunu. Maharet burda ya, ruhunu parça parça bölüp otuz kişinin kalbine aynı anda koymuştu. “Pusulan olsun bu şaşırırsan bak.” Pusulam kalbimde adım adım büyüdüm. Yolumu şaşırdım ama hiç kaybolmadım.  Nehrin başında izliyorum ömrümü bir bakıyorum üzerimde beyaz bir önlük. Elimde tahta kalemlerim. Karşımda içine atılacak o küçücük tohumu bekleyen topraklar. İlk bakışta çorak ve kuru geliyor gözlerime. ...

MESAİ VE YAN ETKİLERİ

  Evimden iş yerime yollar uzun ve sessiz kıvrılıyor. Ben her sabah aynı çaresizlikle kızgın güneşin altında bu yolu gidip geliyorum. Günlerim nasıl mı geçiyor? Bekleyerek. Tüm gün önce saniyeleri, sonra dakikaları, sonra da saatleri sayıyorum. Hepsi birbirini hızla takip ederken günler, aylar.. evimden iş yerime uzanan yollar gibi yıllarım sıcak güneşin altında kıvrım kıvrım uzanıyor. Geriye baktığımda; yol olurken yurdunu kaybetmeyi, yıllanırken olduğu yerde saymayı görüyorum. Bilenler bilir. Beklemek en kolay çürüme biçimidir. Ve bir yara çürümeye başladığı ilk anda sarılabilir. Yara günden güne büyüyüp tüm vücudu sardıktan sonra yüz çevirmekten başka çare kalmamış demektir. Ben sabahları otları sararta sararta esen rüzgar tenime değip biraz onu da kavururken bu çürüğün sızısını duyarım. Beklersem geçecek, günler geçince bitecek sanırım. Bu çürüğüme büyü demektir kısaca. Büyü. Büyü ben artık doğrulamayacağım.  

GÜVERCİNİM BALKONA NOT BIRAKTI

  Ekmek sevmememe rağmen balkonuna ekmek ufalayan genç kızı seviyorum. Ekmekleri yemeğe geldiğimi sanıyor. Ben yalnızca karşı balkona yerleştirdiğim yavru kuşlarımı gözlemeye geliyorum. Yavrular yuvadan uçtuğunda buralardan gideceğim. Bir sebebi yok, uçmayı bilenin gitme sebebi olmaz.

KORKMAM

  Ruhumun altı yaşında kalması tamamen benim eserim. Her sabah uyanıp aynı sözleri tekrarlıyorum. Bugün altı yaşındasın. En sevdiğin renk mavi. En büyük dileğin uçmak. Tüm sokakların denize çıksın. En büyük dileğin keşfetmek. Bunları kaybolduğunda hatırlaman gereken telefon numaraları gibi tut hafızanda. Kalbin en büyük hazinen. Hiçbir şeysiz kalmaktan bu yüzden korkma.  

YİRMİ DOKUZ

Sadece büyümedim, büyütmeyi öğrendim. Sadece yaşamadım, yaşatmayı öğrendim. Kendim için ağlamayı bir kenara bırakıp, savunmasız bir kalp için gülmeyi öğrendim. Kendimi korumanın yanında senin için savaşmayı öğrendim. İlk savaştığım kişi yine kendim. Bencil düşüncelerimi, kendi önceliklerimi keskin kılıcımla inclettikçe incelttim. Kendimden korkuyorum. Küçücük, öyle mini minnacık yazgıya, kalbe, zihne şekil vermek bana düştü. Ürperiyorum. Bazense deli bir cesaret buluyorum. Sen ben olacaksın. Benden bir adım öteye, bir adım geriye gidemezsin. Yazgın yazgım, kalbin kalbim, zihnin zihnim olacak. Bu istesem de istemesem de böyle olacak. Cesaretim en heyecanlı yerinde yeniden ürkekliğe dönüşüyor. Öyle ya ben de kendimden korkuyorum.