KALBİMDEKİ DENİZ

 

Yirmi sekiz yaşımdayım. Hayatımı ağır ağır akan bir nehiri izler gibi izliyorum. Zaman zaman bulanık, zaman zaman berrak ve Işıl Işıl… Evre evre görüyorum ömrümü… bir taştan diğerine çarparken çıkardığı sesleri dinliyorum. Bir bakıyorum ortasındayım hayatımın, üzerimde mavi bir önlük, boynumda yamulmuş beyaz yakamı düzeltiyorum, karşımda bir öğretmen, gözlerimin içine bakıyor. Kimse gözlerime böyle bakmamıştı. Böylesine geleceği görür gibi… Taa o zaman anlamıştım her cevher ustanın elinde işler. Bir cevher gibi işlemişti beni fakat çok garip, özenle eline alıp uğraşmadan yapmıştı bunu. Maharet burda ya, ruhunu parça parça bölüp otuz kişinin kalbine aynı anda koymuştu. “Pusulan olsun bu şaşırırsan bak.” Pusulam kalbimde adım adım büyüdüm. Yolumu şaşırdım ama hiç kaybolmadım. 


Nehrin başında izliyorum ömrümü bir bakıyorum üzerimde beyaz bir önlük. Elimde tahta kalemlerim. Karşımda içine atılacak o küçücük tohumu bekleyen topraklar. İlk bakışta çorak ve kuru geliyor gözlerime. Sarı ve sıcak… ıssız ve yoksul… günler yavaş geçiyor. Hızlı diyemem. Acı çekiyorum. Güzel diyemem. Her gün daha yakından bakıyorum. Yaklaşıyorum yaklaşıyorum… yaklaştıkça anlıyorum anlaşılmadığı için konuşmayan, sustuğu için duyulmayan, doğru zamanda doğru tohumu atılmayanları. Bu ıssızlıkta ağzını bıçak açmayan, gözlerime bakmaya dahi utanan bir öğrencim oldu. Adı Bünyamin. Bünyamin bireysel eğitim gören bir öğrencimdi. Bünyamin’e ne desem gık demeden yapıyor, yüzüme bakmıyor ve asla konuşmuyordu. Kırk dakika boyunca ben yaz diyorum yazıyor, oku diyorum okuyordu. Böyle zamanlarda dakikalar daha da yavaşlıyordu. Bunaldığım bir anda Bünyamin’e daha önce deniz görüp görmediğini sordum. Öngörüme göre Bünyamin bana görmediğini söyleyecekti. Ben de ona denizi anlatacaktım. Böylece biraz ferahlayacaktım. Bünyamin “ deniz gördüm hocam. “ deyince tüm planlarım suya düştü. İlçeden il merkezine bile gitmemiş öğrencinin deniz görmesi beni gerçekten şaşırtmıştı. “Nerde gördüm Bünyamin denizi? “

“Bizim köyde var hocam.” 

Bünyamin köyündeki küçük su birikintisini deniz sanıyordu. Bu bi bilgisizlik miydi, yoksa hakiki bilgelik mi? Bilemedim. Roller değişmişti. Bünyamin öğretiyordu bense kavramaya çalışıyordum. Bak hocam diyordu şu küçük su birikintisi bana deniz gibi geliyorsa o denizdir.  Benim şu küçük köyüm bana cennet geliyorsa cennettir. Huzur kalbindedir. Sen kavramlarda arıyorsun. Uzun yollar gidiyorsun bir kendini bir de mutluluğu bulamıyorsun. Ben denizi her gün görüyorum. Sense yalnızca umutsuz bir özlem taşıyorsun. Bünyamin kısacık tek bir cümleyle neler anlatmıştı öyle. 



Ömrüm akıp gidiyor. Anlıyorum ki bir an öğrenciyim bir an öğretmen. Bir ben öğretiyorum bir de hayatala yeni tanışan dünkü veletler. Her gün ruhumu parça parça bölüyorum. Aynı anda tüm sınıfa dağıtıyorum. Kalbinize koyun pusulanız olsun. Yolunuzu şaşırın ama hiç kaybolmayın. Buralardan elbet gideceğim. Giderken inciri, cevizi, narı, üzümü ve Bünyamin’i çok özleyeceğim. Şirvan deniziniyse kalbimde götüreceğim. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BURNUMA KÖTÜ KOKULAR GELİYOR

HAMARAT ANNELERİN TEMBEL KIZLARI

GÜLNİHAL