YAPBOZ PARÇASI EDEBİYATI
"Hiçbir türün başlığı altında değerlendirilemeyecek bir yazı olacak hissediyorum."
Geçtiğimiz günlerde hayatımda ilk defa yapboz yapmaya niyetlendim. Yaklaşık iki hafta boyunca ben neredeysem yapbozum oradaydı. Kendimle beraber gezdiriyordum. Öyle ya onun da ruhu vardı ve evi gezmek isteyebilirlerdi. Parçaları bir bir tamamlarken her zaman son parçayı yerleştirirken yaşayacağım mutluluğu hayat ettim. Bu hayal beni yapbozu tamamlamaya motive ediyordu. Derken tamamlanmasına iki parça kaldı. Heyecanla resme baktığımda üç boşluk olduğunu fark ettim. Bir puzzle parçam eksikti. Son parçayı yerleştiremediğim için resmin hiçbir zaman tamamlanmayacağı hissine kapıldım önce. Sonra hayır dedim. Bazı resimler yarımken tamamlanır ve bu da bir tamamlanma biçimidir. Bazen tamamlanmış resimler yarım, yarım kalmış resimler tamalanmış olabilir. Bunun adı hayat. Yarımken tamamlanmayı uzun yıllar önce öğrenmiştim. Yapbozumun da bir ruhu vardı. Bunu ona da öğrettim. Kaybolan parçamın yerini diğer hiçbir parça doldurmadı. Zaten hiçbir boşluk bir başka puzzle parçası tarafından tamamlanamazdı. Öyle tasarlanmıştı. Sonra hiçbir puzzle parçasının bir diğerinden daha kıymetli olmadığı hepsinin aynı eşsizlik derecesine sahip olduğunu anladım. Bazı puzzle parçalarının yokluğu varlıklarından daha hayırlıymış. Ayrıca ordan oraya taşınan hiçbir şey geride bir parçasını bırakmadan ilerleyemezmiş. Kaybolan parçamdan çok şey öğrendim. En son şunu dedim içimden "Acı iyidir. Yapboz parçası bile olsa. Kayıp iyidir. Kaybedilen basit bir yapboz parçası dahi olsa."
Sevgili okur, kaybetmekten ve acı çekmekten korkmadığın bir ömür yaşaman dileğiyle...
Not: Yazıda üzerinden çıkarım yapılan yapbozun varış noktası insandır. Aslında her insan bir yapboz parçasıdır. Yazının bu notu okuduktan sonra ikinci bir defa okunmasını rica ederim.
Not: Yukarıdaki not bir kullanma kılavuzu mudur dersiniz?
Not: Aşağıdaki notun yazıyla ve bizimle ne alakası var mı dersiniz?
Not: Bu yazıyı baykuş biçimi yaşam tarzımın yeniden başlama miladı ilan ediyorum. Baykuşların bu durumdan haberi yok.
Not: Yukarıdaki not benimle alakalıdır. Yazı da benimle alakalıdır. Bu yüzden dolaylı yoldan birbirleri ile alakalılardır. Ama sevgili okur, senin bu olayla alakanı çözemedim.
Geçtiğimiz günlerde hayatımda ilk defa yapboz yapmaya niyetlendim. Yaklaşık iki hafta boyunca ben neredeysem yapbozum oradaydı. Kendimle beraber gezdiriyordum. Öyle ya onun da ruhu vardı ve evi gezmek isteyebilirlerdi. Parçaları bir bir tamamlarken her zaman son parçayı yerleştirirken yaşayacağım mutluluğu hayat ettim. Bu hayal beni yapbozu tamamlamaya motive ediyordu. Derken tamamlanmasına iki parça kaldı. Heyecanla resme baktığımda üç boşluk olduğunu fark ettim. Bir puzzle parçam eksikti. Son parçayı yerleştiremediğim için resmin hiçbir zaman tamamlanmayacağı hissine kapıldım önce. Sonra hayır dedim. Bazı resimler yarımken tamamlanır ve bu da bir tamamlanma biçimidir. Bazen tamamlanmış resimler yarım, yarım kalmış resimler tamalanmış olabilir. Bunun adı hayat. Yarımken tamamlanmayı uzun yıllar önce öğrenmiştim. Yapbozumun da bir ruhu vardı. Bunu ona da öğrettim. Kaybolan parçamın yerini diğer hiçbir parça doldurmadı. Zaten hiçbir boşluk bir başka puzzle parçası tarafından tamamlanamazdı. Öyle tasarlanmıştı. Sonra hiçbir puzzle parçasının bir diğerinden daha kıymetli olmadığı hepsinin aynı eşsizlik derecesine sahip olduğunu anladım. Bazı puzzle parçalarının yokluğu varlıklarından daha hayırlıymış. Ayrıca ordan oraya taşınan hiçbir şey geride bir parçasını bırakmadan ilerleyemezmiş. Kaybolan parçamdan çok şey öğrendim. En son şunu dedim içimden "Acı iyidir. Yapboz parçası bile olsa. Kayıp iyidir. Kaybedilen basit bir yapboz parçası dahi olsa."
Sevgili okur, kaybetmekten ve acı çekmekten korkmadığın bir ömür yaşaman dileğiyle...
Not: Yazıda üzerinden çıkarım yapılan yapbozun varış noktası insandır. Aslında her insan bir yapboz parçasıdır. Yazının bu notu okuduktan sonra ikinci bir defa okunmasını rica ederim.
Not: Yukarıdaki not bir kullanma kılavuzu mudur dersiniz?
Not: Aşağıdaki notun yazıyla ve bizimle ne alakası var mı dersiniz?
Not: Bu yazıyı baykuş biçimi yaşam tarzımın yeniden başlama miladı ilan ediyorum. Baykuşların bu durumdan haberi yok.
Not: Yukarıdaki not benimle alakalıdır. Yazı da benimle alakalıdır. Bu yüzden dolaylı yoldan birbirleri ile alakalılardır. Ama sevgili okur, senin bu olayla alakanı çözemedim.
Sevgili yazar, önce gözlerinizin sonra sözlerinizin hastasıyız. Ayrıca hayatımızın büyük resmini tamamlamanın peşindeyiz, eksik olan tek bir parça da değil üstelik. Yaşama düsturumuzun 'alakaya maydonoz gel bize bazı bazı' olduğundan bahsetmiyorum bile. Daha ne kadar alakamız olsun ya hu?
YanıtlaSil